Deliduman

 

deliduman1

On yedi yaşındaki Çağlar İyice konuşuyor. Kız kardeşi Çiğdem’i, onu meşhur etme ümitlerini, belediye başkanı dayısını, yakın arkadaşı Mikrop Cengiz’i, taşra muhabbetlerini, depresyonun eşiğindeki annesini, eski sevgilisini, hiç unutamadığı dedesini, hatırlarken kahrettiği babasını anlatıyor. (daha&helliip;)

Behçet Aysan Şiir Ödülü Selahattin Yolgiden ‘in

 

selahattin_yolgiden

Şair Behçet Aysan anısına verilen ‘Behçet Aysan Şiir Ödülü’nün bu yılki sahibi belli oldu.

Ödüle ‘Eve geç kaldım, yalnızlık bekler’ adlı kitabıyla Selahattin Yolgiden değer görüldü. 18’inci kez düzenlenen Türk Tabipleri Birliği Behçet Aysan Şiir Ödülü’ne, Cevat Çapan, Doğan Hızlan, Emin Özdemir, Ahmet Telli, Ali Cengizkan, Turgay Fişekçi, Zeynep Oral’ın yer aldığı seçici kurul karar veriyor.

Selahattin Yolgiden, 1977 yılında İstanbul’da doğdu. İlk şiirini 2000 yılında yayınladı. 2004 yılında, ilk kitabı Su Kıyısında Kimse Yoktu ile 2004 Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü kazandı.2007 yılında çıkan ikinci kitabı Gün Geceye Küstüğünde ile M. Sunullah Arısoy şiir ödülünü kazandı. 2009 yılında çıkan üçüncü kitabı Unuttuğum Limanlar’ın ardından 2011 yılında Kuş Uykusu isimli dosyasıyla Arif Damar Şiir Ödülünü kazanan şair, dosyadaki şiirleri Lacivert Bir Oyundu İkimiz Arasında ismiyle kitaplaştırdı.

Gölgeler ve Hayaller Şehrinde

golgeler_ve_hayaller_pesinde

Buraya ait olamamaktan yoruldum. Ama gidemiyorum da… Paris’e de ait değilim çünkü. Charles, Marcel, Evelyn, Margaret, hepsi başka bir yere ait olmanın güveniyle istedikleri yere gidebiliyorlar. Gittikleri yerde de durmayacaklar belli ki. Ben onlara benzesem de onlardan biri değilim. Acı bir tecrübe. Hayaletlerin niçin kimi binalarda hapis kaldığını şimdi anladım. Ben ve benim gibiler bu şehrin hayaletleri. Melez mahluklar. Onlarsa seyyah. Çoktan bitmiş bir hikâyeyi tekrar yaşamak isteyen eğlence düşkünleri. Onlara boşuna kızdım Alex. Ateşe verdim her yeri. Öfkem kendimeydi, biliyorum. Hiçbir yer yok benim için. Onları kıskanıyorum. Kendinden emin insanları. Herkesin bir evi, bir toprağı var. Ben gökyüzünde uçan kimsesiz bir tohumum. Bütün rahimler ölü benim için.

Meşrutiyetin ilanından sonra bir Fransız gazetesi Türkiye’de olup bitenleri ilk kaynaktan öğrenmek için İstanbul’a muhabir göndermeye karar verir. Türk asıllı bir Fransız gazeteci bu işe talip olur ve köklerinin bulunduğu şehre, İstanbul’a doğru yola çıkar.

Gölgeler ve Hayaller Şehrinde, Osmanlı’nın bu çalkantılı dönemindeki toplumsal histerinin romanı. Yabancı kaldığı ülkesinde olan biteni yabancılara rapor eden bir Türk’ün, bir yandan Osmanlı toplumunun akıl tutulmasını gözlemlerken bir yandan da kendi geçmişiyle yüzleşmesinin hikâyesi.

(Tanıtım Bülteninden)

Kocan Kadar Konuş

kocan_kadar_konus1

“Türkiye’de kadınların DNA’larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. ‘Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş’ atasözü, anneannem Peyker’in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem. (daha&helliip;)

Müge İplikçi’nin romanı İngilizcede

muge_iplikci

Edebiyatımızın özgün kalemlerinden Vatan gazetesi yazarı Müge İplikçi’nin  Everest Yayınlarından çıkan ” Kafdağı”  adlı romanı İngilizceye çevrildi.

Mount Qaf adıyla piyasaya çıkan roman , iki kadının kesişen yazgılarını ele alıyor. 

Sait Faik Öykü Ödülü Mahir Ünsal Eriş’in !

mahir_unal_eris

Sait Faik Abasıyaınık adına her yıl bir öykücüye verilen ödülün sahibi bu sene Mahir Ünsal Eriş oldu.

1980 doğumlu Eriş, çok sayıda kitap makale ve öyküyü dilimize çevirmiştir. 

Yazarın ” Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde ” ve ” Olduğu Kadar Güzeldik ” adlı kitapları bulunuyor.

Aylak Adam

aylak_adam

Her şeye “karşı” duran, “karşı” çıkan, “karşı” olan bir adam… Aylak Adam… Bir adı bile yok. “C.” diyor Yusuf Atılgan kısaca.

İnsan her şeye bunca “karşı”yken kendine de “karşı” olmadan nasıl sürdürülebiler bir “karşı” yaşamı?

C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik.

Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman.

Vatankitap üniversitelilerle buluşuyor !

vatankitap

VatanKitap, Türkiye’nin önde gelen üniversiteleriyle işbirliği yaparak her ay bir yazarı üniversite öğrencileriyle buluşturuyor. Her ayın 15’inde kitap dünyasının nabzını tutan VatanKitap yazarları ve üniversite öğrencilerini buluşturarak yeni neslin yayıncılığa ve edebiyata olan bakış açısını da doğrudan incelemiş olacak.

Yazarları ve üniversitelileri bir araya getiren organizasyon dizisinin ilki Vatan Kitap ve Koç Üniversitesi Edebiyat Kulübü işbirliğiyle Koç Üniversitesi Rumeli Feneri Kampüsü’nde gerçekleşti. Vatan Kitap genel yayın yönetmeni Buket Aşçı’nın moderatörlüğünü yaptığı “Bir edebiyat metaforu olarak tarih” başlıklı söyleşinin konuğu ünlü yazar Ahmet Ümit oldu.

Koç Üniversitesi Rumeli Feneri Kampüsü’nde yer alan Sevgi Gönül Kültür Merkezi’nde gerçekleşen söyleşide ünlü yazar Ahmet Ümit samimi açıklamalarda bulundu. korkunun lezzetinden, aşkın devrimleştirici gücüne, Türkiye’nin çok kültürlülüğüne uzanan pek çok konuya değinen yazar önemli toplumsal değerlendirmelerde de bulundu.

Türkiye’de polisiye romana yeni bir soluk getiren Ahmet Ümit “Türkiye yüksek değil çok kültürlü bir toplum. Suç kültürümüz de çok farklı. Bir yandan töre cinayetleri işlenirken, bir yandan büyük para sahtekarlıkları. Suç açısıdan da oldukça çeşitlilik gösteren bir ülkeyiz. Bir yazar açısından muhteşem bir durum bu.” diyerek romanlarında çizdiği olayların çeşitliliğinin nedenine dair de ipuçları verdi.

Ahmet Ümit öğrenmenin sonu olmayan bir süreç olduğuna dikkat çekti. Bir kişinin “en doğrusu budur, benim görüşüm en doğrusudur” şeklinde davranmasını yanlış bulduğunu belirten yazar, bu durumu asıl umutsuzluk olarak değerlendiriyor. ‘’ 17 yaşımda dünyadaki her şeyi biliyordum. 54 yaşımdayım bilmiyorum” diyen Ahmet Ümit insanoğlunun öğrenmekten asla sıkılmayacağını dile getirdi…

Kaynak : www.vatankitap.gazetevatan.com